18 Ocak 2011 Salı

İNTERNETİN ÇOCUK GELİŞİMİNDE ETKİSİ

Yirminci yüzyılın en önemli buluşları arasında olan bilgisayar, insan yaşamında giderek artan bir öneme sahip olmuştur. Bilgisayar oyunları, internet ve cep telefonu iletişimi kolaylaştırmak, bilgiye en hızlı şekilde ulaşılmasını sağlamak, paylaşımı arttırmak, hoş zaman geçirmek gibi amaçlarla insanlığın kullanımına sunulmuş çağın en popüler araçları olmuştur. Dünyada 400 milyon civarında internete bağlı bilgisayar, 100 milyona yakın site olduğu tahmin edilmektedir.
Bilgisayar,  verimli kullanıldığı takdirde hiç şüphesiz çocuğun eğitim ve gelişimini önemli katkılarda bulunacaktır. Ancak kullanımı belirli bir süreyi aşması halinde, çocukları olumsuz yönde de etkileyebilmektedir. Günümüzde internet kullanımının yaygınlaşması internete girme yaşının okul öncesi dönemlere kadar düşmesine neden olmuştur.
Bilgisayarın, çocuklar üzerindeki olumlu etkilerini kısaca şu şekilde özetleyebiliriz:
Bilgisayar, kullanma kolaylığı nedeniyle kolayca öğrenilebilir ve öğrenmeyi keyifli kılar.
Çocuğu merak ve rekabet duyguları için cesaretlendirmektedir.
Çocuğun dikkatini yoğunlaştırmayı öğrenmesini sağlar, bilişsel gelişimine katkıda bulunur, planlama ve problem çözme becerisini geliştirmesine yardımcı olur.
Bilgisayar sürekli ve süratli geri bildirimde bulunarak, bir konuyu anlayabilme düzeyini kendi kendine belirlemesine yardımcı olmaktadır.
Yazma ve iletişim becerilerinin gelişmesinde kolaylık sağlar.
Okul öncesinde kullanılan bilgisayar etkinlikleri ile, çocukta göz-el koordinasyonunun geliştiğine dair kanıtlar bulunmaktadır. İnternet kullanımı ve bilgisayar oyunları, çocuk ve gençlerin günlük yaşamlarını, akademik başarılarını ve ruh sağlıklarını önemli ölçüde etkileyen ve bu yönü ile de araştırmacıların ilgisini çeken güncel bir konudur. Teknoloji ile ilişkilerinde, bugünün gençleri sık sık hem kurbanlar hem de suçlular olarak nitelendirilebilir. Bir yandan internet ve bilgisayar oyunları çocuk ve gençlerin bilgiye ulaşmalarını, araştırma yapmalarını, problem çözme, yaratıcılık, kritik düşünme gibi kişisel gelişimlerini destekleyen teknolojik bir mucize olarak değerlendirilirken, aynı zamanda aşırı, kontrolsüz, amacı dışında ve bilinçsiz kullanım yönü ile kaygılara ve korkulara neden olmakta, kişisel becerilerin gelişmesini negatif etkilendiği düşünülmektedir.
Bilgisayar kullanmanın olumsuz yönleri ise, kısaca şu şekilde özetlenebilir:
Öğrenci merkezli eğitimde öğrenci baz alınırken, bilgisayar merkezli eğitimde bireysellikten uzaklaşılmaktadır.
Programlı yaşam alışkanlığı olmayan çocuklar, bilgisayar kullanımında sınırı aşarak ekran bağımlısı olabilmektedirler. Bu da çocuğun sosyal hayatını olumsuz yönde etkileyebilmektedir.
Her çocuk bir bilgisayara sahip olabilecek maddi güce sahip olmadığından, çocuklar arasında eşitsizliğe neden olabilmektedir.

İnternet kullanmanın, maddeleşen dünyada sosyal ilişkiler kurmak için beceriyi, yetenekleri ve sabrı kaybettirdiğine inanan çalışmacıların sayısı her geçen gün artmaktadır  İnternette fazla zaman geçiren çocuk ve gençlerin giderek yalnızlaştığını ve yüz yüze ilişki kurmakta güçlük yaşadıkları belirtilmektedir. İnternet yoluyla kurulan iletişim günümüzün gençleri için en önemli olanıdır.
Bilgisayar oyunları ve internet çocuk ve gencin arkadaşının yerini

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

ÇOCUK İSTİSMARİ NEDİR ??

Çocuk istismarı fiziksel ya da psikolojik olarak bir çocuğa bir yetişkin tarafından kötü davranılmasıdır. Ayrıca çocuklara kötü davranmak veya çocuk istismarı ve ihmali ile de çoğu zaman eş anlamı taşır. Dünya Sağlık Örgütü çocuk istismarını şöyle tanımlar: "Çocuğun sağlığını, fiziksel ve psikososyal gelişimini olumsuz etkileyen, bir yetişkin, toplum ya da devlet tarafından bilerek ya da bilmeyerek tüm davranışlar çocuğa kötü muameledir."

Bu istismar ve ihmalin açıklanması konusunda bir çok ülke yönetimi kendi yasal tanımlarını yapmıştır; ve nelerin çocuklara kötü davranma olarak tanınması kendi yasa ve ceza kanunlarına değindir. 2 Eylül 1990 tarihinde yürürlüğe giren Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne göre; "Ulusal yasalarca daha genç bir yaşta reşit sayılma hariç, 18 yaşın altındaki her insan çocuk sayılır".

Cinsel istismara maruz kalan çocukların yaşa göre dağılımları incelendiğinde; %30'unun 2-5, %40'ının 6-10, %30'unun 11 - 17 yaş grubunda olduğunu görülmekte. Bir başka deyişle olguların %70'ini küçük yaş grubu oluşturmaktadır. İstismara maruz kalan çocuklarda kız/erkek oranı 3'tür. Yurt içi yayınlarda ise kız/erkek oranı birbirine yakın bulunmuştur. İstismarcıların %96'sı erkek, %80'i de çocuğun tanıdığı birisidir.

Konu başlıkları

Diğer ülkelerde çocuk istismarı'na karşı tutum

Amerika Birleşik Devletleri'nde; Federal yönetim çocuk istismarı ve ihmalini bir tutar; 2005 kanunlarına göre de detaylı bir açıklaması bulunur. Bunun yanı sıra herhangi bir fiziksel istismar; yasalara göre suçtur.

Amerika gibi; Avustralya, İngiltere ve Kanada gibi ülkelerde de çocuklar için yardım kurumları bulunmaktadır ve bu kurumlara ulaşım olanırlığı öğrencilik hayatları başlamasıyla çocuklara öğretilir. Bu kurumlar çocukların bildirmeleri veyahutta herhangi bir kişiden aldıkları ihbar doğrultusunda çocukları koruma altına alırlar; çocuk da reşit yaşına gelinceye dek eski ailesinden maddi hali uygun ise tazminat alır.

Türkiye'deki çocuk istismarı'na karşı tutum

Türkiye'de çocuk istismarına ceza söz konusu olmasına rağmen; ihmali bir suç teşkil etmez. Bu vesile ile bir çok medeni toplumda olduğu gibi suç işleyen küçük çocuğun ailesi veyahutta ebeveynleri suçlu sayılmazlar. Bunun yanı sıra; aileleri ve eğitim hayatları süresince kendilerine karşı işlenen istismarlar karşılıksız kalır. Aşırı istismara uğrayan çocuklar için aile bireyleri; istismarı işleyen aile reisi hakkında vasi tayini davası açabilir; veyahutta yerel emniyet kontrolünde çocuk yeni bir aileye teslim edilinceye dek korunulur. Dünya'da çocuk istismarı %1 ila %10 arasında değişirken; Türkiye'de bu rakam %10 ila %53 arasındadır.

Ancak; yasalarımız Dünya standartlarının oldukça altındadır. Türk Ceza Kanunu'nun 414. maddesine göre, 15 yaşından küçük bir çocuğa zor kullanarak, tehditle tecavüz edilmesi 10 seneden az hapis cezası verilemeyeceğini iletir; fakat bunları yapmadan tecavüz edilirse beş seneden az hapis cezası verilemeyeceğini bildirmektedir.

Çocuk istismarı türleri


Fiziksel istismar

Fiziksel istismar çocuğun fiziksel zarar görmesiyle ortaya çıkar. Genelde ebeveynden zarar gören çocuğun tıbbı yardıma geç başvurulması ve eski yaraların çokluğu ile anlaşılabilir. Fiziksel istismarın yinelenme oranı %20'dir.

Cinsel istismar

Çocukların cinsel yollarla istismar edilmesidir. İntihar girişimi, okuldan kaçma, antisosyal davranış bozuklukları en önemli belirtilerdir.

Duygusal istismar

Çocuğun psikolojik olarak sözel yolla istismar edilmesidir.Azarlama,hakaretetme,küçümseme, tehdit etme,suçlama,çocuğa küsme,yokmuş gibi davranma,çocukla alay etme duygusal istismarlardan bazılarıdır.İstismar tiplerinden biri tek başına olabileceği gibi birden fazlası aynı çocukta var olabilir.Özellikle duygusal istismar hemen hemen her zaman diğer istismar tipleriyle beraberdir.

Bilerek zarar verme

Tipik olarak anneler sorumludur. Anne ya da babanın çocuğa bilerek isteyerek zarar vermesidir. Bu davranıştan sonra genellikle tıbbı yardım alırlar.

Çocuk istismarını önleme

Nedenleri

  • İstismarın yaşayan çocuğun ailesinin çatışması, mutsuz evliliği ve sözlü bir şiddetin mevcut olması.
  • Üvey anne ya da baba
  • Aİle içerisinde eşit karar alma dağılımının olmaması
  • Aİlenin yaşadığı ekonomiksel ve ani değişmeler etrafında doğan sıkıntılar.
  • Ailelerin toplumsal organizasyonlara karşı kayıtsız kalması.
  • Geleneksel aile yapısı ve fiziksel cezalandırmalar.

Yöntemler

Çocuk istismarını önleme yöntemi başlıca üç başlık altında toplanabilir.

  1. İlk yöntem, topluma değin geniş bir yaptırıma geçmektir. Bu aktiviteler gelecekte çocuklarına istismar ve ihmalede bulunacak aileleri değiştirmeye değindir. Bu seviyede; halk eğitim aktiviteleri, toplumda aile eğitim sınıfları, ve aile destek programları altında toplanabilir. İlk seviyedeki yöntemin etkisini ölçmek zordur, lakin bir şeyi daha varolmadan önce engellemeye çalışırsınız ve etkisi belirsizdir.
  2. İkinci yöntem; daha önceden çocuklarına karşı istismar ve ihmalde bulunmuş ailelere, genç ailelere, çocuklarına ilgi gereken ailelere, çocuk sahibi olan şahıslara (annesiz ya da babasız), ve düşük gelirli ailelere değindir. İkinci yöntem aile ve çocuk eğitimine değin yüksek riskteki aileleri eğitmeyi öngörür, ve çocuklarının özürlü veyahutta üvey evlat olmalarını gözardı eder.
  3. Üçüncü yöntem ise resmi olarak ve devamlı bir şekilde çocuklarına karşı şiddet ve ihmal uygulayan ailelere değindir. Bu ailelerin daha önceden engellenmeleri yasalar ve mahkemeler doğrultusunda engellenmeleri öngörülmüştür..

Çocuklar neden yaşadıklarından bahsetmezler

  • Kendilerinden inanılmayacağını düşünürler.
  • Başlarının belaya gireceğinden korkarlar.
  • İstismarcının tehdidinden korkarlar.
  • İstismarcıyı korumak isteyebilirler, istismarcıyı sevebilir ama yaptıklarını sevmezler.
  • Nasıl anlatılacağını bilmeyebilirler.
  • Cinsel davranışların yanlış olduğunu bilmeyebilirler.
  • Arkadaşları tarafından dışlanacağından korkabilirler.
  • Homoseksüel olarak adlandırılabileceklerinden korkabilirler.
  • Büyükleriyle (otorite ifade edenlerle) cinsel konuları konuşmaktan utanabilirler.
  • Gammaz olarak adlandırılmak istemezler.
  • İyi çocukların cinsellikle ilgili sözcükleri kullanmamaları gerektiği söylenmiş olabilir.